Dünya bilgileri

Dünya bilgileri ya da insanların “bilgi” diye itibar ettikleri; dünya idrakiyle ifade olunan, dünya hayatı icaplarıyla insanların direkt olarak içlerinde yaşadıkları veya endirekt olarak başkalarında gördükleri olay kombinezonlarına ait ilişkilerden oluşan bilgilerdir ki, bunlar, ‘öz bilgiler’in meydana gelmelerine ancak vasıta olan malzemelerdir. (120) Öz bilgiler ile dünyada bilgi diye itibar edilen ‘olaylar’ birbirlerine karıştırılmamalıdır. (121)

Varlığın ‘şuur’ denilen, beyne bağlı kısmı, dünyanın kaba realiteleriyle, daha doğrusu olaylarla doğrudan doğruya karşılaşarak dünyadan bilgi malzemeleri toplar. (120-121) Bilgilerin kazanılması dünya idraki tekniği içinde birtakım durumlarla elde edilir ki, bu durumları “olay” kavramı içinde toplamak mümkündür. (120) İnsan, etrafındaki olaylardan bazılarının içinde bizzat yaşar, o olayların kahramanı olur. (120) Bazılarında da bizzat yaşamaz, onların içinde yaşayan diğer insan ve varlıkların (buradaki “varlıklar” ifadesiyle kastedilen, ruhun vasıtası olan varlık değildir; canlı denilen bedenli varlıklar kastedilmektedir) durumlarını yakın bir alakayla takip eder ve gözlemler. (120) İşte insanların dünyada hayatları icaplarıyla direkt olarak içlerinde yaşadıkları veya endirekt olarak başkalarında gördükleri olay kombinezonlarına ait ilişkiler, dünya idrakiyle ifade olunan “bilgiler”in topyekûn hepsidir ki, bunlar, öz bilgiden ayrı kavramlar ve öz bilgilerin oluşmalarına vasıta olan malzemelerdir. (120) Bunların, ancak, ‘ölüm’ sonrasında, ‘spatyom’ hayatında, çeşitli işlemlere tâbi tutulmaları ndan sonraki, öz varlığa geçen sonuçları ve izlenimleri, öz bilgi hâlinde varlığın malı olurlar. (120) Büyük kıyasî muhasebe

Dünya bilgileri, bu bilgilerin irdelenmesinde kolaylık sağlanması amacıyla bir ağacın gövde ve dallarına benzetilerek iki grupta ele alınabilir: Olayların direkt olarak yaşanmasıyla, yani olayların bizzat içinde yaşanması suretiyle elde edilen bilgiler, ‘gövde bilgiler’dir. (121) ‘Dal bilgiler’ ise, olayların direkt olarak yaşanmasıyla değil, endirekt yolla, yani başkalarının deneyimlerinin gözlemlenmesiyle elde edilen bilgilerdir. (121)

Bilgilerin olaylarla edinilmesi ve bilgi–idrak ilişkisi

Bilgilerin ve öz bilgilerin elde edilmesi ve bunların sonucu olarak da tekâmülün kazanılması için lüzumlu olan esaslı malzemelerden biri ve hatta birincisi, olaydır; olayların içinde direkt veya endirekt olarak yaşamak gerekir. (123) Bilgiler idrakin olaylardaki neden-sonuç bağlantılarına intibakı oranında ortaya çıkar ve çeşitli işlemlerden geçtikten sonra ruha yansırlar. (123) İlk kıyasî muhasebe, Büyük kıyasî muhasebe

Bilgileri sağlayan olaylar, varlığın ihtiyacına uygun olarak yardımcı varlıklar tarafından tertiplenir ve insanın önüne konur veya aynı nedenle o varlığa, yine, yardımcı varlıkların gönderecekleri tesirlerle yaptırtılırlar. (123) O varlık bu olaylara bizzat kendisi, kendi hareketleriyle neden olur. (123) Çünkü o insanın bilgisini hazırlayan bu olayların tertip ve sıralanışları tekâmülle ilgili bir sürü ferdî ve mâşerî plânlara ve bir sürü nizama tâbidir ki, bu nizamlar da ancak üstün idrakler ve kudretler tarafından yürütülebilir. (123)

Bilgi ile idrak birlikte yürür. (127) İdrâk arttıkça, etraftaki olayların mânâları daha fazla belirir. (128) Bu sayede insan beynine ait madde kombinezonlarından süzülen idrak vibrasyonları, bu sayısız olaydan çeşitli sonuçlar çıkarmaya, olay cüzlerinden türlü türlü kombinezonlar kurmaya başlar ki, bunlardan da “dünya bilgileri” meydana gelir. (128) İdrakler inkişaf ettikçe bu bilgiler de kapsam kazanır, artar ve çeşitli dallara ayrılır: (128) Sanat, edebiyat, ilim, tıp, felsefe, müzik, resim, iktisat, siyaset, din gibi bir sürü bilgi kolu oluşur ki, aslında bütün bunlar inkişaf mekanizmasında artan idrakin, “olay maddeleri”nden kurmuş olduğu yeni madde kombinezonlarının sonuçlarıdır. (128) Doğal olarak bunlar tekâmülün ancak dünyadaki icap ve zaruretlerini yerine getirmek üzere, dünyaya mahsus ve dünyada kalmaya mahkûm olan şeylerdir. (128) Bunlar dünyayı idare eden vazife plânının (Dünya idare Plânı) tesirleri ve kontrolleri altında cereyan eder. (128) Şu hâlde, dünyada iken ‘öz idrak’in genişlemesi, onun vasıta olarak kullandığı beyne bağlı durumlarının kompleksleşmesi, zenginleşmesi ve yüksek, ince madde hâllerine doğru yeni formasyonlara sahip olmasıyla alakalıdır. (128) Zaten ruhun tekâmülü için olay maddelerinin öz varlıkta meydana getirdiği sonuçların, yani ‘öz bilgiler’in, öz idrak kanalıyla ‘ruh’a yansıması lazımdır. (128) Bu yüzden tekâmül ihtiyacıyla dünyaya gelen bir varlık, dünya olayları imkânlarından mümkün olduğunca fazla istifade etmeye çalışır. (128)

Bilgilerin öz bilgileri besleyici bir malzeme oluşu

Öz bilgileri zenginleştiren etkenlerden biri de bilgidir. (137) Bilgiler öz bilgileri beslerken arada yardımcı bazı prensiplerden güç alınır ki, bunlardan biri de nedensellik prensibidir. (121) Öz bilgiyi besleyen kaynaklar ve yollar çok çeşitlidir. (120) Bunların en önemlilerinden bazıları bilgi, din (Dinler), ‘ulus’, ‘aile’ gibi mâşerî durumlar ve nihayet doğrudan doğruya, çeşitli kademelerde vazifeli varlıklar tarafından insanlara ve medyomlara verilen tebliğler, ilhamlar, bilgiler ve bütün bunlardan doğan ‘olaylar’dır; bunlar öz bilgiyi arttıran ve varlığı vazife plânı bilgisine yaklaştıran güçlü malzemelerdendir. (120) Bunlar dünya realiteleri içinde geçirilir ve bazı işlemlerden sonra varlığın öz bilgi dağarcığına karışırlar. (120)

Dünya bilgilerinin kabalığı ve öz varlıktaki ince karşılıkları olan öz bilgiler

İnsan beynine göre kıymetlendirilmiş olan dünya ‘realite’leri öz varlığa (Öz varlık) aynı hâl ve şekillerde geçemezler. (110) Zaten böyle olmasaydı bedene hiç lüzum kalmaz, varlık dünyada doğrudan doğruya yaşayabilirdi. (110- 111) İnsan beyninin kıymetlendirdiği, dünyada bildiğimiz, gördüğümüz realitelerden öz varlığa geçenler, dünya maddelerine ayarlanmış bulunan realitelerin kaba hâl ve şekilleri değil, o realitelerin “asıl kıymetleri”dir. (111) Bu “asıl kıymetler”, bu realitelerin, öz varlı kta meydana getirmiş oldukları, varlığın ince bünyesine ve ihtiyaçlarına uygun, yüksek ve ince madde kombinezonları hâlindeki birtakım sonuçlarıdır. (111) ‘Küresel zaman’ veya idrakî zaman tekniğiyle değerlenen bu ince kombinezonlar, dünyanın ‘yüzeysel zaman’ idrakiyle tarif edilemez ve nitelenemezler. (136)

Bunlara birer izlenim demek de pek doğru olmaz; çünkü bu kelime, asıl mânâyı tam karşılamamaktadır. (111) İşte, mahiyetleri “insan idraki”ne göre pek müphem olan bu sonuç ya da izlenimler varlıkların inkişaflarına neden olan derin izlerdir. (111) Bu izlerin “derinleşmesi” demek o varlığa ait olan ve tekâmülü sağlayan öz idrakin genişlemesi ve kapsam kazanması demektir. (111) Esasen ‘öz idrak’, ‘varlık’la eş olduğundan, idrakin genişlemesi ve kapsam kazanması demek, bizzat varlığın inkişaf etmesi demektir. (111)

Yaşanan ‘realite’ler ve bu realitelere bağlı iyi ve kötü bütün ‘olaylar’ insanları çeşitli görünüşleriyle memnun eder veya üzerken, hakikatte bunlar, öz varlıkta –“o varlığın” bünyesine uygun değerlerle– insanın anlayamayacağı şekilde birtakım formasyon ve transformasyonlara neden olurlar. (111) Böylece orada, çok yüksek madde sentezleri içinde, dünyadaki görünüşlerinden bambaşka şekil ve tarzlarda, gittikçe değerlenerek zenginleşen ince kombinezonlar meydana getirirler. (111) Bunlar hakiki öz bilgilerdir ki, ruhların ‘tekâmül’lerine hizmet ederler. (111) Kısaca, kaba dünya maddeleri arasında, realitelerin maddi şekil ve durumları birbirini kovalayıp hazırlayarak sürüp giderken, onların –eşanlamlı karşılıkları halinde- öz varlığa geçecek sonuçları da, kaba âleme mahsus ifadelerinden çok daha derin ve ince mânâlar hâlinde birike birike öz bilgileri beslerler. (111) Bunlar hakiki “tekâmül değerleri”dir. (111)

Bedenin kabalığı, kaba realiteleri almaya yarar, varlıktaki öz bilgilerin artması na imkân sağlar. (112) İşte, işleri görülünce unutulması gerekenler, realitelerin kaba bedenlere hitap eden kaba görünüşleridir. (112) Bu zaten ‘yüzeysel zaman’ idrakinin bir zaruretidir. (112) Çünkü bu zarurete göre, yeni bir kıymetin meydana gelebilmesi için eski kıymetin yerini ona terk etmesi icap eder. (112) Realitelerin öz varlığa hitap eden cepheleri (tarafları), kaba görünüşlerinin öz varlıktaki karşılıkları olan ince mânâlardır. (112) Bunlar, birbirini hazırlayan ve birbirine eklenen kıymet cüzleridir ki, bu cüzler öz bilgi sentezini genişletirler. (112)

İnsan beyninin, yüzeysel zaman idrâkinin kronolojik kıymet ve sistemlerine bağlı olan maddi hatıralar ile bu realitelerin varlıkta derinleşmiş ve öz bilgi sentezine dahil olmuş izlenimlerini birbirlerine karıştırmamak, birbirlerinden ayırt etmek gerekir. (112) Yüzeysel zaman icaplarına tâbi olan ‘beden’için maddi hatıraların unutulması ne kadar lüzumlu ise ‘küresel zaman’ idrakinde yaşayan varlık için de ruhun tekâmülüyle ilgili bu izlenimlerin öz bilgiler arasında temelleşmesi o kadar lüzumlu, doğal, zaruri ve hatta esas gayenin icabıdır. (112)

Vicdan’, realite, idrak (dünya idraki), bilgi (dünya bilgileri), sevgi (dünyadaki sevgi) ve dünyada tezahür eden diğer bütün kıymetler; ancak beyin cevherinin imkânları dahilinde formlarını almış, maddi görünüşlerden ibarettir. (136) Bunların asıl kıymetleri, öz varlıkta meknuz olan kudretlerdedir; fonksiyonları da dünya imkânları içinde ancak öz varlığa hizmet etmek yolunda işler. (136) Dolayısıyla bunlar, sadece dünyada geçerli olan yüzeysel zaman idrakiyle ölçülebilen, dünya şekil, hâl ve görünüşleridir. (136) Bunların besledikleri, inkişaflarına vasıta oldukları, öz varlıktaki asıl kıymetler ise; öz varlığın tâbi bulunduğu küre zamanının (küresel zamanın) sonsuz diyebileceğimiz idrak imkânlarıyla değerlenen hakiki kıymetlerdir ki, bu kıymetler (tekâmül değerleri), ruhun kâinattaki tekâmül ölçüsünü gösterir. (136)

Diğer bilgilerden farklı olan, vazifelilerce aktarılan bilgiler ve İlâhî Nizam ve Kâinat kitabı

Öz bilgileri zenginleştiren, öz bilginin inkişafında, artışında kudretle rol alan bir unsur da, insanların henüz takdir edememiş olduğu, vazifeli varlıklar tarafından insan varlıklarına gönderilen, tebliğ (Tebliğler) adı verilen ‘tesirler’dir. (137) Tebliğ denilen, çeşitli tekâmül kademelerindeki vazifeli varlıklar tarafından insan varlıklarına gönderilen bu tesirler, insanların hem ferdî, hem de genellikle bu fertler vasıtasıyla kazanılan mâşerî bilgi değerlerini –kendilerinin asla tahmin edemeyecekleri tarz ve şekillerde– arttırmaktadırlar. (137) İşte insanların medyom dedikleri, bu tesirleri alanlardır. (137) Vazifeliler tarafından medyomlar vasıtası yla dünyaya verilen bilgiler, genellikle ‘mâşerî plân’larla ilgili çok büyük hareketleri meydana getirirler. (160)

Bazen de ‘vazife plânı’nın yüksek varlıkları, istisnai olarak, nadiren, insanlar arasında büyük bir hareketi uyandırabilmek, onlara kitlesel hamleler kazandırmak, genel ve mâşerî tertipler, nizamlar ve usuller dahilinde, yetiştirici bilgileri insanlara vermek, özetle, dünyada hızlı inkişafları sağlamak için dünyaya bizzat kendileri inerler. (160)

Bugün insanlar kitabî dinlerdeki sembollerin (Dinî semboller), kendilerinde uyandırmış oldukları yüksek sezgilerin mümkün olduğu kadar açık bilgilerine susamışçasına iştiyak duymaktadırlar. (163) Bugün artık “korku ve his devri” değil, “bilgi, mantık ve idrak devri” hâkimdir. (260) Dolayısıyla geçmişte büyük dinlerin, hakikatler karşısında zorunlu olarak kullandıkları semboller, alegorik izah ve ifadeler, bugünkü idrakler karşısında istenilen sonuçları vermemektedir. (260) Bugün hakikatlerin dünyaya açıkça, olduğu gibi belirtilmesi gerekmektedir. (260) Çünkü insanlar, yüksek ‘vazife’ ve ‘organizasyon’ âlemlerine açılan kapılarından bir tanesi “dünyadaki insanlık mertebesi” olan hidrojen âleminin artık son kemal noktalarına ulaşmış ve bu muazzam âlemin kapısından dışarı çıkmak üzere, eşiğine adım atmış bulunmaktadırlar. (260, 261) Bu eşik ise ancak idrak ve bilgi olgunluğuyla aşılabilir. (260)

Dolayısıyla artık insanlarca bilinmesi gereken birçok hakikati hiçbir sembole ihtiyaç duymadan açıklamak zarureti doğmuştur ki, işte “büyük vazife plânı nın dünya için vazifeli olan kısmı”nın dünyaya bir hediyesi olan ‘İlâhî Nizam ve Kâinat kitabı’, tekâmüllerini ileri bir safhada sürdürmek ihtiyacı içinde susamış insanların şiddetle aradıkları ve bekledikleri bilgileri içermektedir. (164, 261, 163, 164, 260) Din kitapları tarafından yüksek hakikatlerin, zaman ve icaplara göre insanlara yetecek kadar güçlü semboller içinde sezgileri verilmiş, bu kitapta da dünya inkılâbını sonuçlandıracak olan ve ön sezgileri daha önce verilmiş bulunan hakikatlerin açık bilgileri ve gelecek dünya-üstü âlemlerin sezgileri yazılmıştır ki, bunlar da büyük inkılâbın eşiğinde bulunan bugünkü dünyanın son realitesi olacaktır. (164)

Gövde bilgiler

Dal bilgiler

Olaylar

Realite

Kıyas bilgisi

Öz bilgiler

İlâhî Nizam ve Kâinat kitabı

İdrak

İlk kıyasî muhasebe

Büyük kıyasî muhasebe

Şuurdışı