Şekil-3

Şekil-3. Yaklaşık 500-700 bedenlenmeyi kapsayan, aslî zaman akışı üzerindeki tek bir ânın icaplarının yerine getirilmesinden ibaret olan, yüzeysel zamandaki ‘insanlık hayatı’ ya da diğer adıyla ‘sübjektif tekâmül devresi’ grafiği.

cdgf: Varlığın insanlık safhası boyunca art arda bedenlenmeler yoluyla gerekli melekelerini geliştirmesini, kendini vazife plânına hazırlamasını, yani “e” noktasının insanlık safhasına ait bütün icaplarının yerine getirilmesini temsil eden, tümüyle taranması şart olan sahadır.

fg: insanlık safhasının üst sınırıdır, yani insanlık inkişaf sahasının en ideal sınırıdır.

e: Aslî zaman üzerinde bir an olan noktadır.

cd: İnsanlık safhasının alt sınırıdır, yani inkişaf sahasının en ilkel kademedeki, ilk insanlık melekeleri sınırıdır.

Z: Aslî zaman akışıdır.

A ve B doğruları: İnkişaf sahasını yanlardan sınırlayan paralel, inkişaf hatlarıdır.

Bütün bir insanlık hayatı boyunca varlığın sayısız cephesiyle geçirmesi icap eden bir inkişaf sahası vardır; bu inkişaf sahası belirli ve sınırlıdır. (221) Çünkü onun kendi realitesi içinde bir başlangıcı, bir de sonu vardır. (221) Bu saha, “AB” paraleli (paralel doğruları) arasında kalan “cdgf” dikdörtgen sahası ile gösterilmektedir. (221)

Yüzeysel zaman idrakinin zarureti olan bu inkişaf sahasının bir başlangıç (“cd” hattı) ve bir bitiş hattı (“fg”) vardır. (221) İnsanlığın üst plâna, yani idrakî zamanın hâkim olduğu vazife plânına hazırlanması için inkişafı icap eden, “cd” sınırında başlayıp “fg” sınırında tamamlanan, bütün insanlık meleke ve durumları (kudretleri) “cdgf” sahasını doldurmaktadır. (222) Bu, insanın dünyada başladığı ilk hayatından, yüzlerce kez bedenlenmesi sonunda Dünya Okulu’nu bitireceği son hayatına kadar geçen bütün dünya hayatı (dünya hayatları, İnsanlık hayatı) safhasını gösterir. (222) Bu “cdgf” dikdörtgenini yatay bir düzlemde olarak, “Z” doğrusunu ise bu düzlemdeki “cdgf” dikdörtgen yüzeyini “e” noktasından dikey olarak delip geçen bir doğru olarak zihinde canlandıralım! (222)

“Z” hattı aslî zaman akışını temsil eder; üzerindeki “e” noktası ise bu zaman üzerinde alınmış bir andır. (222) Aslî zaman üzerindeki bu bir an; bir insanın bütün ‘insanlık hayatı’ ya da insanlık safhası boyunca inkişaf ettirip olgunlaştırması icap eden hazırlık (vazife plânına hazırlanmasını sağlayan) melekelerinin toplamını içermektedir. (222) İnsanın, dünyadaki insanlık safhasında başından sonuna kadar bütün hazırlığı, aslî zaman akışı üzerindeki bu an içinde gelişir. (222)

Bir başka deyişle, bütün insanlık hayatı, aslî zaman akışının bir ânı olan “e” noktasında cereyan etmekte olup, insanın bütün hayat periyotları, yani doğum ve ölümleri de bu noktada olup bitmektedir. (223) Bu noktaya, bu anın icaplarına bağlı olan ve insanlık safhasının inkişaf sahasını dolduran zaruretler, bir insan varlığının “e” noktasından itibaren aslî zamanda ilerlemeler kaydedebilmesi (vazife plânına geçebilmesi) için hazırlanması zaruri olan taraflarıdır ve sembolik olarak “cdgf” dikdörtgen sahasıyla gösterilmiştir. (223-224) Bu zaruretlerden “e” anına en uzak olanları, doğal olarak, insanlığın en kaba, en ilkel durumlarını gösteren “cd” sınırıdır (insanlık safhasına başlama sınırı). (224)

Bu “e” noktası; insan varlığının, inkişaf ettirmesi gereken kudretlerini inkişaf ettirmeye başladığı, bu kudretlerini olgunlaştırdıktan sonra tekrar ulaşacağı, aslî zamanın belirli bir anı olan noktadır. (222) Yani varlığın insan hâlindeki tekâmülü, aslî zaman üzerinde bu noktadan başlar, yine bu noktada biter; dolayısıyla bu safha tamamlanmadıkça aslî zaman akışı (“Z” doğrusu) üzerinde yürüyüş olamaz. (222) İnsanlık safhasındaki tekâmüle işte bu yüzden sübjektif tekâmül devresi denir. (222) Çünkü bütün insanlığın inkişaf safhasını oluşturan “cdgf” sahası katedilmedikçe, “e” anının “Z” aslî zamanı üzerinde akışı yoktur. (222) İnsanlık (insanlık safhasındaki varlık) burada kendi kudretleri içine kapanmış ve sadece onların üstün bir plâna hazırlığı ile meşgul olmuş bulunmaktadır. (222) Onun bu sahanın dışına çıkabilmesi, objektif bir tekâmül prensibine girmesi ancak “cdgf” sahasıyla temsil olunan safhanın bütün icaplarını yerine getirmesiyle mümkün olacaktır. (222-223)

Şu hâlde insanlık hayatına başlamış bir varlığın başından sonuna kadar geçireceği pek çok bedenlenme, sayısız hayat şartları ve tekâmül malzemeleri hep bu “cdgf” sahası içinde olup bitecektir. (223) Bu sırada saha, “e” noktasına en uzak ve insanlığın en ilkel kademesini oluşturan “cd” sınırından itibaren yavaş yavaş “fg” sınırına doğru taranacak ya da doldurulacaktır ki, bu taranış ya dolduruluş da çeşitli bedenlenmeler yoluyla olacaktır. (223) Bu “cd” sınırı, “e” noktasına yaklaştıkça taranacak sahanın taranmamış kısmı gitgide daralacak, hazırlıklar olgunlaşacak ve “e” noktasının icapları gitgide gerçekleşecektir. (224) Böylece insan varlığının “e” noktasından itibaren aslî zaman üzerinde harekete geçebilmesi için istenilen işler yavaş yavaş bitirilmiş olacaktır. (224) Nihayet “cd” hattı tam “fg” hattı üzerine gelip onunla çakışınca, yani aslî zaman üzerindeki “e” noktasına intibak edince, bütün icaplar yerine getirilmiş ve saha tümüyle taranmış ve temizlenmiş olacaktır. (224)

İlk dünya insanı (insanlık safhasına yeni başlamış bir insan), insanlık kabiliyet ve melekeleri en ilkel durumda olan bir varlık olduğundan, inkişaf etmesi icap eden bu kabiliyet ve melekeleri inkişaf sahasının ideal sınırı olan “fg” hattından en uzak yerde bulunur ki, bu da “cd” sınırıdır. (224) Bu insan henüz ilk insanlık melekelerini inkişaf ettirmekle meşgul olduğundan hayatı, “cd” hattından başlayacaktır. (224)

Sembolik olarak, her bedenlenmeyi bir üçgenle temsil edersek, bu sahanın nasıl tarandığı veya doldurulduğu ve bir insan varlığının safhanın en geri kademesinden, son kademesi olan “gf” sınırına nasıl geldiği daha iyi anlaşılabilir: (223) Şemada üç üçgen (“ced”, “iej”, “lek”) görülmektedir ki, bu üçgenlerin her biri, bir beden hayatını (bir bedenlenme hayatını, bir ömrü) ifade etmektedir. (223) Şemadaki “ced” üçgeni onun insan halindeki ilk bedenlenmesini temsil eder. (224) Sırayla art arda gelecek üçgenlerin “AB” paraleli üzerindeki tabanları, gittikçe hep “e” noktasına, yani hep tepesine yaklaşarak sahayı azar azar tarayacak, tamamlayacaklardır. (223) Yani tepesi daima “e” noktasında olmak üzere birbirini izleyen her yeni üçgenin tabanı, gitgide “cd” hattından uzaklaşıp, “fg” hattına yaklaşarak ilerleyecektir. (223)

Böylece, insanlık hayatının ömürlerle akışında “cd” hattı her bedenlenmede “AB” paraleli üzerinde azar azar kayarak “fg” hattına yaklaşacak ve sonunda, insanlık safhası icaplarının yerine getirildiğini ifade etmek üzere “cd” hattı “fg” hattı üzerine intibak edecek, yani o hatla çakışacaktır. (223, 224)

İkinci üçgen olan “iej” üçgeni sonraki bir başka bedenlenmesini temsil eder. (225) Bu insanın sonraki hayatlarını temsil eden gelecek üçgenlerin tabanları “AB” inkişaf paraleli üzerinde kaya kaya nihayet “kl” hattına kadar gelir. (225) O zaman “cdgf” sahasının, “cdlk” kısmı tümüyle yaşanmış, bu kısımdaki hazırlıklar tamamlanmış, ancak sahanın “kef” ve “leg” kısımları ise henüz tamamlanmamış durumdadır. (225) Dikkat edilirse bu grafikte, insanlığın bütün inkişaf safhasını gösteren “cdgf” sahasında inkişafın ilk ilkel sınırı olan “cd” hattı, insanın inkişafıyla adım adım “fg” hattına yaklaşmak üzere “AB” paraleli üzerinde kaydıkça sahanın yaşanmış, inkişafın tamamlandığı taranan kısımları giderek büyümekte, henüz taranmamış kısımları ise giderek küçülmektedir. (225)

Nihayet bütün sahadaki inkişaf tamamlanınca son üçgenin tabanı olması gereken hat, yani sahanın başlangıç sınırı olan “cd” hattı, “fg” hattına tümüyle intibak eder, onunla çakışır, dolayısıyla ortada üçgen kalmaz ve böylece, aslî zaman akışındaki “e” noktasının bütün icapları yerine getirilmiş, gerçekleşmiş olur, yani o varlık, insanlık merhalesine ilişkin bütün melekelerini inkişaf ettirmiş, hazırlıklarını bitirmiş ve dünyadaki hayatları da bitmiş olur. (225) Bu da, bir insanın, insanlık safhasına ait inkişafı icap eden bütün melekelerini inkişaf ettirmiş, bütün hazırlıklarını bitirmiş ve “e” noktasından itibaren aslî zaman üzerinde yürümeye başlayacak bir duruma gelmiş olması demektir. (223) İşte, insanlığın (insanlık safhasındaki varlığın) inkişafı bu noktaya gelince yüzeysel zaman idraki realiteleri sona ermiş demektir, o varlık artık idrakî mekân olan üst vazife plânlarında hakiki tekâmülüne başlayacak ve sübjektif tekâmül sürecinden kurtulup, aslî zaman üzerinde yürüyen objektif bir tekâmül akışına girecektir. (225) Aslî zaman üzerinde yürüyüş, Sübjektif tekâmül devresi

Öte yandan, dikkat edilirse, bu yüzeysel zaman inkişaf grafiğinde inkişaf sahasının sınırları belirli kalmakta, inkişaf paraleli insanlık safhası boyunca değişmemektedir ve bu safha, üstte belirtildiği gibi, zaman akışında sadece bir an olan “e” noktasının icaplarıyla sınırlanmış, sadece varlığın kendini hazırlamasına ilişkin bir inkişaf safhasıdır. (226) Dolayısıyla sübjektif bir tekâmül safhasıdır. (226) Bu saha içinde üçgenle temsil edilen her bedenlenme, hamleler hâlinde birbiri üzerine eklenmekte; fakat bu hamleler inkişaf paralelini hiçbir noktada aşıp paralel dışına taşmamaktadır. (226) Her yeni gelen üçgen, eski üçgenin üzerine eklenmekte ve inkişaf sahasındaki tamamlanması gereken hazırlıklardan bir miktarını daha öncekine katmaktadır. (226) Şu hâlde inkişafta kesintiler yoktur; hayatlar sürekli olarak birbirine eklenmektedir. (226)

İşte aslî zamanın bir ânı üzerindeki insan varlığının, kendi hazırlık kadrosu içine kapanarak bütün insanlık hayatı boyunca kendi hazırlıklarıyla meşgul olması, onun sübjektif tekâmülünü ifade ettiği gibi, insan halindeki yüzlerce kez bedenlenme hâlinin sadece insanlık safhasını tamamlamaya yönelik oluşu da, bütün bu beden hayatlarının topyekûn bir tek hayat olarak ele alınmasını gerektirir: (226) Yani insanlık hayatı boyunca süren tüm bedenlenmeler, aslında tek bir hayatın zaruretlerinden başka bir şey değildir. (226) Bu zaruretler de aslî zamanda bir an olan “e” noktasının icaplarını yerine getirmektir. (226)